Öyle çok sevindin ki İstanbul'a gidişimize,toplu taşıma araçlarını kullanarak halanlara varışımızın 4 küsur saati bulmasına sesini bile çıkarmadın...Önce otobüs,sonra vapur,sonra minibüs ve sonunda eniştenin bizi yakın bir yerden alması...Gıkın çıkmadı!Ne İstanbul sevgisiymiş,ne kuzen,hala,enişte sevgisiymiş valla helal olsun sana oğluşum:)) Ha bir de Mir'in oyun odası sevdası var onu da yabana atmamak lazım:) Bu kadar sabretmeye sen tadını çıkardın herşeyin...

Mir'le oyunlar,ki özellikle "tıp" oyunu,sizin tıp diyince deliler gibi bağırmanız öncesinde sus pus beklemeniz:))) Babanla dedenin ertesi gün kahvaltıya katılması,yine yeniden maaile kahvaltı... Bahçede Can ile koşturmaca,bisiklete binmen ve pedalları çevirmenin verdiği zafer sarhoşluğu,şekil şekil pastel boyalar,annenin deliliği onları tek tek eritip kalıplara koyması ve bir çocuk gibi heyecanlanması..Pideban keyfi,sizin aç kediler gibi tatlıların önündeki duruşunuz,anneannenin yüzüğünü kaybetti sanıp tüm pideciyi aramamız...
İzmit'e dönüşte oyuncakçı keyfi,hiç oyuncak almamamızın bize verdiği gurur:)senin bunu pek takmaman,lego kataloğu ile feci mutlu olman:)Legoların çok fena pahalı olmaları,annemin benim eski legolarımı(ki dedecim almıştı..) bulması için içimden dua etmem:) İstanbul'un yine çok güzel olması.... ki her köprüden geçişte bunu düşünürüm,her trafik sıkıştığında ise tam tersini:))
|